20 Temmuz 2015 Pazartesi

Bahçe Peyzajı ve Önemi

Modern teknikler ve doğal estetiğin optimum düzeyde birleştirilmesi ile hayallerin ötesinde yenilikçi sürdürülebilir modern ve doğalitenin yanında önce insan düşüncesi ile sınırları belirlenen projeler yapmak; çevresel değerlere gereken önemi verip, sürdürülebilir yaşam alanları ile tabi yaşam alanları oluşturup, yaşam kalitesini artırmak Bahçe Peyzajının hayatımızda ne derece önemli olduğunu göstermektedir.

Teknolojinin hızlı seyri nedeni ile doğal alanlar dışında yaşamak zorunda kalan insan doğallığın minyatür şeklini hep yanı başında arzulamakta ve ihtiyaç duymaktadır.

Betonarme binalar ve yaşam alanlarının adeta makyajı olan bitkiler ve peyzaj elemanlarının eksik olduğu durum adeta gelinliksiz bir gelini andırmakta, yapılan yatırımı, projeyi renksiz ve albenisiz göstermektedir. Yapılan çalışmaların kendini gösterebilmesi adına Bitkiler ve Peyzaj elemanlarına mutlak surette ihtiyaç vardır. Bitkiler ve Peyzaj elemanlarının olmadığı bir yapı boyanmamış bir resim gibidir adeta. Doğru renkler ile boyanmamış bir resim ise birçok olumsuz etkileri ortaya çıkarabilmektedir.

Bunu biraz daha açacak olursak;
Bahçe Peyzajı hizmeti öncelikli olarak insanoğlu için yapılan bir hizmet olup; insan beyninde hâsıl olan istek ve arzuların şekiller ve maddesel objelere dayalı dizaynından ibarettir. Bu dizayn ne kadar uyumlu doğru ve mükemmel oluşturulur ise ortaya çıkan uyum ve mükemmellik insanoğluna huzurlu ve mutlu bir yaşam ortamı oluşturur ki, bu da onun daha mutlu daha sağlıklı düşünebilmesi, çalışabilmesi ve yaşayabilmesine olanak sağlar. Aslında yaptığımız iş o kadar önemli ki; yaptığımız bu çalışmalar ile toplumsal başarı için katkıda bulunmuş oluyoruz. Bu başarının daha da artırılması için ise mesleki teknik detaylar büyük önem kazanmaya başlıyor.

Şöyle ki;
Kullanacağımız bütün objelerin kullanıldığı bölgeye uyumu ve adaptasyonu, kullanılma zamanı ve tekniği, kullanılan mekânın bu objelere olan ihtiyacı, toplumsal bakış açısı ve ihtiyacı, yönü, yöneyi, toprak kalitesi ve verimliliği gibi birçok teknik, yapılan çalışmanın başarı ve kalitesine etki ediyor. Bu başarının sağlanabilmesi adına mesleğini seven ve işini severek yapan birçok meslektaşımıza büyük sorumluluklar düşüyor.

"Önce İnsan"
düşüncesi ile çevreye ve yaşam alanlarına direkt etki eden bu çalışmaları doğru yerde, doğru zamanda, doğru yapım teknikleri ve doğru koruma bakım ve sürdürülebilirlik durumlarını iyi analiz ederek yapmak gerekir.

 

Tuncay TÜRETKEN
Ziraat Mühendisi
Park ve Projeler Müdürü
Evra Group

3 Temmuz 2015 Cuma

Liderlik mi? Takım Ruhu mu?



Son dönemlerin popüler konularından birisi de bu. Bir çalışma ortamında bir liderle mi çalışmak sizi motive eder yoksa takımın bir ruhu mu olmalı?
Buna herkesin yorumu tabiki farklı ama ben Takım Ruhuna inanlardanım. İçeride oluşacak sinerjinin takım tarafından hissedilmesi çalışma hayatına bir liderin katmış olduğu katkıdan daha da fazla değer katar. Her işte bir lider ismi anılır örneğin x takımın oyuncu lideri Ahmet’ tir. Ahmet takım içerisinde sevilirse ve liderliği kabul edilirse takım dengeleri oluşur ve ilerler. Tam tersi durumda ise her şey bir anda tepe taklak olabilir. Ahmet gider takım dağılır veya Ahmet’ e karşı olumsuz düşünceler nedeniyle başarısızlıklar ortaya çıkabilir. Bu nedenle her takımda lider olmasa da takım ruhu olmalı hedefler, amaçlar paylaşılmalı ve her koşulda hedefe ulaşma yolunda bir birliktelik yaşanmalıdır. Siz ne dersiniz Lider mi Takım ruhu mu?

Hüseyin AKYÜREK
İnsan Kaynakları Müdürü
Evra Group

İş ve Can Güvenliği



Ülkemiz iş kazalarında Avrupa’da birinci,  Dünya’da üçüncü sırada olan bir ülkedir. Ülkemizdeki iş kazalarının boyutları ile ilgili ürkütücü sayılar söz konusudur. Ülkemizde her 6 dakikada bir iş kazası, her 2,5 saatte bir işçi sakat ve her 6 saatte bir işçi yaşamını yitirmektedir.

Özellikle en çok ölümlü iş kazaları inşaat, maden ve metal sektörlerinde meydana gelmektedir.

Yukarıdaki tablo bize ülkemizdeki iş kazaları ve meslek hastalıklarının azaltılmasına dönük önlemlerin bir an önce hayata geçirilmesini kaçınılmaz kılmaktadır. Hiç kuşkusuz iş kazaları ve meslek hastalıklarının azaltılmasında en önemli araçlardan biri de eğitimdir.

Ülkemiz iş güvenliği yasasına yeni kavuşmuş olmasına rağmen, yasa ve mevzuat olmasına rağmen, toplum olarak henüz iş güvenliğinin yeterince toplumda istenen düzeyde yansımaları olmamıştır. İş güvenliğinin en temel amacı; sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamı sağlamaktır. İş kazaları ve meslek hastalıklarını minimum düzeylere indirmek, can ve mal güvenliğini en aza indirmektir.

İş güvenliği konusunun özellikle okullarda eğitimlere başlanmak suretiyle bilinçli toplum oluşturmalıyız. Batıdaki uygulamaları takip ederek batı bu sorunu nasıl çözdü? demeliyiz. İş kazalarının iş gücü, ekonomik ve işveren-işletme düzeyinde de etkileri olmaktadır. Ülkemizde kangrenleşen bu sorunu devlet-işçi ve işveren üçgen formülüyle bir an önce çözmeli, iş kazalarını minimum düzeylere indirmek için biz iş güvenliği uzmanı arkadaşlara da büyük sorumluluklar düşmektedir.

Son olarak sağlıklı ve kazasız günler de çalışmak dileğiyle,

Saygılarımla,

Erkan BUZDOĞAN
Çevre Mühendisi
B  Sınıfı  İş Güvenliği  Uzmanı
Evra Group

2 Temmuz 2015 Perşembe

Depreme Hazır mıyız?

   Ülkemiz özellikle de İstanbul deprem bölgesi içerisinde ve her an bir depremle karşı karşıya kalabiliriz. Peki biz ve evimiz depreme ne kadar hazır? Öncelikle kişisel olarak yapabileceklerimizden bahsedelim.

    Öncelikle deprem konusunda uzman bir eğitim kurumundan eğitim almalıyız, bu eğitim sayesinde ailemize ait bir kaçış planı, deprem anında yapılacaklar ve deprem sonrası yapılacakları öğrenebiliriz. Bizim ise asıl bahsetmek istediğimiz evimiz için yapılabilecekler. 

  • Öncelikle hareketli ve büyük eşyalarımızı portmanto, gardırop, televizyon, vitrin gibi nesneleri duvara sabitlemeliyiz bu sayede ilk darbe anında üstümüze ya da kaçış yolumuza düşmesini engelleyebiliriz.
  • Avize ve ışıklandırmalar da mümkün olduğunca cam malzeme yerine plastik malzeme olanları tercih etmeliyiz.
  • Banyo yada lavaboda depreme yakalanırsak hemen o alandan çıkmalıyız çünkü fayans ve seramikler kırıldıklarında çok kesici ve tehlikeli olabilir.
  • Deprem hakkında bilgi sahibi olun.
  • Bir öneride deprem sonrası bulunduğunuz yerden uzaklaşabilmek için aracınızın yakıtının dolu olmasına dikkat edin, kaos sırasında yakıt bulmanız çok zor olacaktır.
Kişisel olarak yapacaklarımızın dışında apartman olarak yapılması gerekenlerde bulunmaktadır.
  • Deprem anında doğal gaz ve elektrik otomatik kesilir ancak, bu bizim için bir avantaj sağlayacak.
  • Apartmanların acil çıkışları belli olmalı ve mutlaka bu konu ile ilgili tatbikat yapılmış olmalı.
  • Deprem anında asansör ve merdivenler kullanılmamalıdır bu yüzden deprem geçene kadar güvenli bir yerde kalmalısınız. Bu konuda internet üzerinden güvenilir kaynaklara ulaşarak bilgi edinebilirsiniz. 
  • Ayrıca Afet Koordinasyon merkezinden ve Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezinden de bilgi alabilirsiniz.
  • Alacağımız evin deprem bölgesine uzaklığını, altından fay hattı geçip geçmediğini ve zemin etüdünü incelemeliyiz.
Unutmayalım deprem değil bina öldürür.


28 Haziran 2015 Pazar

Büyük bir ev mi? Kullanışlı bir ev mi?

Günümüzde bir çok kişi büyük evlerden yana ancak kullanışlı olması evin büyük olmasından daha önemli. Şuan oturduğunuz evinizi göz önünde bulundurun ve evinizin ne kadarını kullanıyorsunuz? Bu soruyu samimi bir şekilde cevapladığınız da birçoğunuz evinin tamamını kullanmadığını görecektir. Türk kültürüne ait olan misafir odaları ve sadece misafir geldiğinde kullanılan ve bunun dışındaki sürelerde temizlenmiş, bir sonraki misafire hazır bir şekilde belki de haftalarca bekleyen ve evimizin en büyük alanını kaplayan odalar. Bunun gibi evimizin içinde gerçekten kullanmadığımız alanlar bazen oldukça çok bu yüzden büyük bir evin ötesinde evinizin kullanışlı hatta kullanılırlığı olması çok önemlidir.